Yazı Detayı
06 Aralık 2021 - Pazartesi 00:06
 
NE KANTAR KALDI NE TOPUZ
Gülhan Genç —DÜŞ(G)ÜNCE
 
 

6 Mayıs 1972. Normalde ömür boyu hapis cezası verilecek ya da belki ortalık durulduktan sonra bir kaç yıl yatıp çıkacakken birilerinin egosu tatmin olsun diye gencecik üç fidan –Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan- asıldığında kaçtı kantarın topuzu…

 

Kendisini ziyaret eden iki gazeteciye(Savaş Ay ve Emin Çölaşan);

"Avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18'den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, öldürdüğü iddia edilen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını" söyleyen Erdal Eren’in; röportajından 16 saat sonra yaşı büyütülerek asıldığında kantarın topuzubiraz daha kaçtı 

 

 

4 Eylül 1990’da Turan Dursun, 6 Ekim 1990’da Bahriye Üçok 23 Ocak 1993’te Uğur Mumcu, 21 Ekim 1999’da Ahmet Taner Kışlalı, 19 Ocak 2007’da Hrant Dink ve daha niceleri suikast sonucu öldüklerinde, failleri bilindiği halde üzerinden yıllar geçmesine rağmen katilleribulun(a)madıkça kantarın topuzu her gün biraz daha kaçtı.

 

 

Mersin’in Tarsus ilçesinde dershaneden çıkıp evine gitmek isteyen ve bindiği dolmuş şoförü tarafından tecavüz edilmeye çalışılan, tecavüz edemeyince öldüren, cesedi tanınmaz hale getirmek için yakılan Özgecan Aslan,

 

Kızı “Anne Ölme!” diye çığlık atarken “Ölmek istemiyorum!” diye çırpınan ve boşandığı eski eşi tarafından öldürülen Emine Bulut,

 

Ordu'da 3 Aralık 2019 tarihinde evinin önünde cezaevi firarisi Özgür Arduç tarafından bıçaklanarak öldürülen üniversite öğrencisi Ceren Özdemir,

 

İş için Ankara'dan İstanbul'a gelen ve hiç tanımadığı Can Göktuğ Boz tarafından samuray kılıcıyla öldürülen mimar Başak Cengiz’in ve adını sayamadığım daha nice öldürülen kadınların katilleri mahkemede edepli durdular diye iyi hal indirimi aldıklarında,

 

Kadın cinayetleri konusunda daha etkin ve yetkin kanunlar çıkarılmadığı için erkekler tarafından kolayca öldürüldüklerinde kantarın topuzu daha daha daha kaçtı.

 

Madımak’ta 33 canı yakanların; yaptıkları kendilerindensorulmadığı gibi ödüllendirilir gibi önemli makamlara getirildiğinde, 

 

Çorlu hızlı tren faciasında oğlunu kaybeden Mısra Öz’ün üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen mahkemenin bir türlü suçluyu tespit edememesine ve mahkemeyi sonuçlandıramamasına dayanamayan annenin feryadını ‘mahkemeye hakaretten’ sayıp dava açıldığında kantarın topuzu artık ayar tutmaz oldu

 

 

Allah ile kul arasında köprü olması, inananlara ibadetlerini en güzel şekilde nasıl yapacaklarını anlatması gerekirken; baldız enişteye düşer mi, dokuz yaşındaki kız çocuğu ile evlenilir mi, erkek evlat anasının dizinden tahrik olur mu, baba kızına şehvet duyar mı gibi skandal ve infial yaratacak açıklamalarıyla sapkın ruhlu insanların önünü açıp;

 

Bu yüzden babaları, amcaları, dayıları ve hatta dedeleri tarafından tecavüze uğrayan kız çocuklarını koruyamadıklarında ve o çocukların hakkını araması gerekenlerin (Dönemin Adalet Bakanı) ‘Çocuğun rızası varmış!’ dediğinde,

 

Eğitim yuvası adı altında faaliyet gösteren, aslında hami olması gerekenlerin o çocuklara tecavüz ettiğinde ve bu ortaya çıktığında o çocukların hakkını araması gerekenlerin (Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı) ‘Bir kereden bir şey olmaz!’ dediğinde,

 

En kötüsü de Müslüme bebek gibi hem dedesi hem babası hem tecavüzcüsü hem de katili çıktığın ortalıkta ne terazi kaldı ne kantar ne de topuz…

 
Etiketler: NE, KANTAR, KALDI, NE, TOPUZ,
Yorumlar
Haber Yazılımı