Yazı Detayı
27 Ekim 2021 - Çarşamba 17:50
 
Sivil Toplumu politikleştirmeye Evet, siyasallaştırmaya Hayır
Erhan Özgen
erhanozgen@haberimvartokat.com
 
 

 

İnsanoğlunun güç ile savaşı, yalnızca doğumdan ölüme yaşamsal sürecin bir parçası değil, aynı zamanda insanlık tarihinin de önemli ayrıntılarının biri hatta en önemlisi diyebiliriz.

 
 
Doğumdan ölüme kadar ki geçen süreye bakacak olursak; Duyu organlarının algıladığı  her şeye yalnızca kendisinin sahip olabilmesi gibi aşağılık duygular hissedebiliyor. 
Ve bu durum psikolojik rahatsızlıkların dışa vurumunun bir tezahürü.
Örnek: Antik Mısır da Firavunların “Tanrı kral” sıfatıyla halkına güçlü görünmek için o döneme göre devasa yükseklikte kuleler (piramit) inşa edilmesi ve ölümünden sonra buraya defnedilerek kutsiyet atfetmesi.
 
 
 
Tarihsel süreçte güç ile imtihan gerek Kişiler arasında gerekse toplumlar yada devletler arasında öylesine çetin ki, literatürde barış anlaşmaları için iki savaş arası diye bahsedilir. 
34 asırlık Kaydedilen tarihe göre bakacak olursak insanoğlu bu sürenin sadece 268 senesini barış içerisinde geçirdiği gibi bir gerçek ile karşı karşıya kalıyoruz.
 
 
 
E bu savaşlarda birbirlerine tokat ve yumruk atmadılar sadece; Kılıç, mızrak, ok, tüfek, tank, uçak, nükleer, biyolojik, kimyasal silahlar v.b. 
Teknolojinin gelişmesine paralel olarak savaşlarda ölüm sayıları da buna bağlı arttı elbette.
Öyle ya kaydedilen tarihten günümüze yaklaşık 1 milyar insan savaşlarda öldü yada diğer bir değişle öldürüldü.
 
 
Bunları neden anlatıyorum peki...
 
 
 
Bu bahsettiğim şeyler yaşanmış bilimsel veriler, yani ders çıkarılması gereken olaylar.
 
 
 
Savaşlarla geçen bu sürelerde birbiriyle savaşan ama en nihayetinde hayatta kalmışsa evine dönen, evde çocuklarının babası, komşusunun ahbabı, dedesinin torunu, karısının yiğit kocası yani tepeden tırnağa insan. Ama silahsız bu kez...
 
 
Bu kez toplum için silahsız bir savaş verir. Binalar yapar,  Kurumlar, organize yapılar kurar, müşterek olarak hizmetler vermeye başlar bu kez elinde kağıt kalem, hesap kitap yaparak.
 
 
Daha da açalım konuyu ve yakın tarihten örnek verelim: Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’dan başladığı, Amasya, Erzurum, Sivas gibi şehirlerde yaptığı toplantıların amacı nedir?
Efendim???
Evet tam üstüne bastınız “Halkı Politikleştirmek”
İnsanlar politikleşince ne olur peki, elbette düşünmeye başlar...
Düşünen insan birilerine göre tehlikelidir.
Kime?
Kimsenin düşünmesini istemeyen her şeye kafa sallayıp parmak kaldırmasını isteyen kendini “zilluhlah” sananlar için.
 
Peki kimdir bu “Zilluhlah”lar, siyasallaşmayla ilgisi nedir?
 
 
Mustafa Kemal Atatürk’ün hakkında idam hükmü veren İstanbul hükümetinin başındakilerdir.
 
 
Size rica etmeyen kişi veya kurumlar sizi siyasal metası olarak algılar, dolayısıyla istek ve talepte bulunmaktan çekinmez ve sürekli birtakım taleplerde bulunur. (Anayasal haklar istisnadır) Her yerde kendi adamlarının olmasını isterler,
Her kurumda kendine rant sağlayacak el etek öpecek kişiler kültürlü olduğu için tercih nedeni değildir.
Yani siyasallaşır, toplumu kendi rengine büründürmek ister.
 
 
Esas olan şudur ki değerli okuyucularım STK dediğimiz yapıların herhangi kişi ve kurumların arka bahçesi olması, yapılmasının düşünülmesi, yapılmak için operasyonlar yapılması bilimsel ve teorik olarak mümkündür ancak tehlikelidir.
 
 
Her seçilmiş kendi seçmenlerine karşı sorumludur. STK dediğimiz yapılar maaşsız gönül esasına dayalı hizmetlerdir. Siyasilerin ne hikmetse STK’ların üzerinde siyasi nüfuz edinme gibi garip bir hastalıklı ve bulaşıcı davranışları olabiliyor.
 
 
Kendi siyasi ikballeri için Makyevelizm’i mihenk edinen kişiler bir müddet revaçta kalsa da siyasi çöplükler bu kişilerle doludur.
 
 
 
Halk kendini bilinçlendiren, ona bir şeyler öğreten, ona iş veren, ona aş vereni; dar zamanında yanında olanı, hizmet edeni de görüyor biliyor; diğer taraftan emir veren, yalnızca kendi çıkarı için kadrolaşan, çıkarı için her şeyi göze alanı da.
 
 
Rengin kırmızı, turuncu, Mavi, yada başka biri olması farketmiyor Sivil Toplum Politikleşince halkın refahı yükseliyor, kültürel birikim artıyor, kitap okuma oranları artıyor, insanlar birbirlerini anlıyor, dinliyor, komşusunu, işçisini düşünüyor.
Bu nedenle Sivil toplum kuruluşları kişilerin değil bir kitlenin, topluluğundur.
Topluma Hizmet için emek veren kuruluşları iyi tanımak ve hepsini aynı kefeye koymamak gerekir. Diğer taraftan Siyasallaştığı düşünülen ve bu konuda eleştiri alan kurumlar yapacağı faaliyet ve  icraatlar ile  kendini toplum nezdinde ispata yükümlüdür.
 
 
 
Siyasallaşan toplum çatışmaların otağı oluyor, yukarıda bahsettiğimiz 268 yıllık savaşsız süre siyasallaşmış toplumların partizan davranışlarının ürünüdür.
Günümüzde ısrarla partizanca  çatışma ortamı yaratmaya çalışan kişiler bizden değildir...
 
Biz kimiz sorusuna gelince: Halk için halkla birlikte mücadele edenler...
 
 
Sağlıkla kalın...
 
 
Etiketler: Sivil, Toplumu, politikleştirmeye, Evet,, siyasallaştırmaya, Hayır,
Yorumlar
Haber Yazılımı